Tirilye Tarihi | SayKoMedya

Tirilye Tarihi

Tirilye, doğduğum evM.Ö. 5. yüzyıldan bu yana birçok yerleşime ev sahipliği yapan Tirilye adının bu kıyılarda bolca avlanan barbunya balığından geldiği söylenir. Latince’de Tirilye Latince’de “kırmızı balık” anlamına geliyor. Diğer bir varsayıma göre, İznik Konsili’ne katılan ve piskoposlar tarafından aforoz edilen üç din adamı, bu kıyıya yerleşirler. Bu üç din adamından esinlenerek üçlü anlamına gelen Tirilye adı verildiği düşünülmektedir. Bölge, Mudanya ile aynı dönemde Orhan Bey tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. Uzun yıllar Rum Ortodoks Hristiyanları için önemli bir dini yerleşim olmuştur. Bizans döneminde birçok dini yapıya sahip olan Bursa Tirilye‘de kimi eserler bizim dinimize göre restore edilmiştir. Bu yapılardan Aya Todori Kilisesi, fetihten sonra camii olarak kullanılmış ve Fatih Camii adını almıştır, günümüzde hala ibadete açıktır. Bursa Tirilye‘de bulunan diğer tarihi eserler Kemerli Kilise ve Dündar Evi Kilisesi’dir. 1907 yılında yapılan ilkokul Uludağ Üniversitesi’ne devredilmiştir ve restore edilmektedir. Mudanya Tirilye, deniz kıyısında tepelere kadar uzanan zeytinliklerin eteklerinde, bir vadi içinde, tarihi evleri ile eşsiz bir atmosfere sahiptir. Zeytini, zeytin yağı ve balığı ile ünlüdür. Tirilye zeytini karakteristiktir. Mudanya Tirilye zeytini sofralık zeytinlerin en iyilerinden biri olarak bilinmektedir. Rumlar zamanında elli kadar yağhane varmış, günümüzde sadece birkaçı çalışır durumda.

 

Hristiyanlığın kadim çağlarından itibaren büyük ilgi gören Trilye ve çevresinde çok sayıda görkemli kilise, manastır ve ayazmalar inşa edilmiş, ancak bu bu yapılardan günümüze kadar sadece 3 kilise ve 1 manastır ayakta kalabilmiştir. Trilye‘nin Rum ve Türk mimarisinin tipik ve muhteşem örnekleri olan evleri ise bakımsız ve biraz hüzünlü de olsalar, dizi dizi saksılardaki çiçekleri, zarif pencere ve perdeleri, konuksever kapıları ile gülümsemeyi sürdürüyorlar. Osmanlılarca camiye dönüştürülen ve Fatih Camii adını alan Büyük Kilise, duvarlarına tarihte ilk kez resim yapılan Kemerli Kilise, ev olarak kullanılan dündar evi (Yuannes Kilisesi), bir de yemekhane olarak kullanıldığı için bu adla anılan kilise günümüzde varlıklarını zor da olsa sürdürüyorlar. Tipik bir dar Trilye sokağında bütün görkemi ile karşımıza çıkan ve 1909 yılında papaz okulu olarak neo-klasik tarzda inşa edilen Taş Mektep bizi gerçekten büyülüyor. 1980’li yıllara kadar ilkokul eğitimi verilen Taş Mektep bugün maalesef bakımsız durumda bulunuyor. Yavuz Sultan Selim zamanında Trilye‘ye yerleşen Türklerin inşa ettiği hamam, asırların ötesinden bize sıcak selamlar sunuyor. Trilye‘ye adını veren 3 papaz, ayrı ayrı yerlerde 3 manastır kurdular. Aya Yani, Aya Yorgi ve Aya Sotri manastırları. Günümüzde bunlardan sadece Aya Yani kısmen ayakta kalabilmiştir.

 

Bu güzel belde, aynı zamanda benim doğduğum yer. Aralıklarla Bursa’ya taşınarak, tekrar geriye döndüğümüz, vazgeçmekte çok zorlandığımız memleketimiz. Aslında amaç Tirilye‘den vazgeçmek değildi. Şartlar öyle gerektirdiği için, Tirilye-Bursa-Tirilye arasında gezinip durduk ailece. Bir evimiz vardı, önünde erik ağacı olan. Yaz günlerinde o erik ağacının altında annemin demlediği çayları içtiğimiz günleri asla unutamam. Bursa’da 1, 2 ve 3. sınıfın yarısını okuduktan sonra Tirilye‘ye taşınmıştık. 3 ve 4. sınıfın yarısını Tirilye‘deki okulda okudum. Sonra 4. sınıfın yarısını ve 5. sınıfın tamamını Bursa’da okuduktan sonra tekrar Tirilye’ye taşındık. O zamanlar ilkokul 5 yıl, ortaokul 3 yıldı. Ortaokul 1. sınıfa Tiriyle’de başladım. Taş Mektep diye bilinen ve şu an harabeye dönüşmüş bir bina var, o binada okudum ben. Kapılarını, tavanlarını, sıralarını, yazı tahtalarını, yer döşemelerini dün gibi hatırlıyorum. Okul bizim oturduğumuz eve çok yakındı, ama giriş kapısına gidebilmek için yokuş aşağı ve yukarı yürümek gerekiyordu. Engelli olduğum için, okul yönetimi, benim, evimize yakın olan okul penceresinden girip çıkmamı uygun gördüler. Sağolsunlar, bana yaptıkları iyilikleri unutmam mümkün değil. Bir Türkçe öğretmenimiz vardı, bizim komşumuz, bize yakın oturan, dolayısıyla okulun arka penceresine yakın oturan. O da benimle birlikte arka pencereden girip çıkıyordu okula. Bunlar gerçekten unutulmayacak anılarım olarak aklımın bir köşesinde kaldı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir