Tirilye | SayKoMedya

Tirilye

Benim doğduğum yer. Bu fotoğrafların arasında benim doğduğum ev bile var. Eski adı Trilye ya da Tirilye, yeni adı Zeytinbağı ama adının tekrar eski haline getirilmesi için büyük bir çaba var. Çünkü Tirilye’nin geçmişten günümüze kadar getirdiği o kadar çok yaşayan hatırası var ki, aslında ben de eski adının kullanılmasını istiyorum.

 

Günümüzde, bölgede üretilen kaliteli zeytinlerden esinlenerek Zeytinbağı adı, bu güzel belde için kullanılıyor. Trilye adının kökeni tam olarak bilinmemekle birlikte bu konuda çeşitli varsayımlar ileri sürülmüştür. Bu görüşlerden biri, Trilye adının eski Yunanca’da “barbunya balığı” anlamı taşıyan “trigla” sözcüğünden türediği varsayımıdır. Bu ava göre kasabanın ortasından geçerek denize dökülen derenin ağzında çok bol barbunya bulunmasından dolayı, “barbunya bulunan yer” anlamındaki “Trigleia” adı verilmiş ve sözcük zamanla bozularak “Trilya”ya dönüşmüştür.

Diğer bir görüş ise Trilye’nin, üç papaz tarafından kurulduğu varsayımını ileri sürer. M.S. 376 yılında toplanan İznik konsülünde, yorum farklılıkları nedeniyle aforoz edilmiş olan Aya Yanni, Aya Yorgi ve Aya Sorti adlı üç din adamı kentten kaçarak bu kıyıya yerleşirler. Bu üç din adamının anısına bölgeye “üç papaz” anlamına gelen Trilye adı verildiği sanılmaktadır. Trilye uzun yıllar Rum -Ortodoks Hıristiyanları için önemli bir dini inanç merkezi olmuştur.

Bu güzel belde, aynı zamanda benim doğduğum yer. Aralıklarla Bursa’ya taşınarak, tekrar geriye döndüğümüz, vazgeçmekte çok zorlandığımız memleketimiz. Aslında amaç Tirilye’den vazgeçmek değildi. Şartlar öyle gerektirdiği için, Tirilye-Bursa-Tirilye arasında gezinip durduk ailece. Bir evimiz vardı, önünde erik ağacı olan. Yaz günlerinde o erik ağacının altında annemin demlediği çayları içtiğimiz günleri asla unutamam. Bursa’da 1, 2 ve 3. sınıfın yarısını okuduktan sonra Tirilye’ye taşınmıştık. 3 ve 4. sınıfın yarısını Tirilye’deki okulda okudum. Sonra 4. sınıfın yarısını ve 5. sınıfın tamamını Bursa’da okuduktan sonra tekrar Tirilye’ye taşındık. O zamanlar ilkokul 5 yıl, ortaokul 3 yıldı. Ortaokul 1. sınıfa Tiriyle’de başladım. Taş Mektep diye bilinen ve şu an harabeye dönüşmüş bir bina var, o binada okudum ben. Kapılarını, tavanlarını, sıralarını, yazı tahtalarını, yer döşemelerini dün gibi hatırlıyorum. Okul bizim oturduğumuz eve çok yakındı, ama giriş kapısına gidebilmek için yokuş aşağı ve yukarı yürümek gerekiyordu. Engelli olduğum için, okul yönetimi, benim, evimize yakın olan okul penceresinden girip çıkmamı uygun gördüler. Sağolsunlar, bana yaptıkları iyilikleri unutmam mümkün değil. Bir Türkçe öğretmenimiz vardı, bizim komşumuz, bize yakın oturan, dolayısıyla okulun arka penceresine yakın oturan. O da benimle birlikte arka pencereden girip çıkıyordu okula. Bunlar gerçekten unutulmayacak anılarım olarak aklımın bir köşesinde kaldı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir